- Pazarlama Kodları
- Posts
- Satın Alma Kararı Çoktan Verildi
Satın Alma Kararı Çoktan Verildi
İnsanlar ürünü görmeden önce neden karar veriyor, markalar bu görünmez anı nasıl yönetiyor ve satış aslında nerede başlıyor?

Çoğu marka satışın “karar anında” kazanıldığını sanıyor. Oysa gerçek çok daha erken başlıyor. İnsanlar ürünü görmeden, fiyatı incelemeden ve karşılaştırma yapmadan önce zihninde kararını veriyor. Bu sayıda, satın alma kararının nasıl ve ne zaman oluştuğunu, markaların bu görünmez anı nasıl yönettiğini konuşuyoruz.
Ve tabiiki yapay zekâ ve teknoloji dünyasına olup bitenleri en sade haliyle hazırladık.
Hazırsanız, birlikte inceleyelim 👇
🔍 Bu Haftanın Öne Çıkan Haberleri: Yapay Zekâ - Teknoloji
📩 Haftalık Pazarlama, Teknoloji ve Yapay Zekâ Bülteni – 35. Sayı
🗓 Tarih: 04 - 10 Ocak 2026
1) CES 2026: “AI her yerde” Dönemi Resmen Ürünleşti
Yapay zekâ artık tek başına bir “ürün” değil, TV’den ev cihazlarına, PC’den mobil deneyime kadar her katmanda bir arayüz. CES’te “AI feature” değil “AI default” yaklaşımı öne çıktı.
Bazı ürünler “gelecek” değil, bildiğin paralel evrenden demo gibi.
2) Google: Gemini, Google TV’ye Geliyor (ev içi arayüzler “konuşmaya” başlıyor)

Google’ın CES 2026 duyurusunda Gemini’nin Google TV deneyimine entegrasyonu öne çıktı. Bu, “TV’de arama” gibi yüzeysel bir özellik değil; ev içi ekranların niyet anlayan, öneri bağlamı kuran bir yapıya kayması demek.
Markalar için yan etkisi önemli: Ev içi ekranlar, zamanla “reklam alanı” olmaktan çok öneri motoru olacak. Öneri motoruna girmek, SEO’dan farklı bir disiplin. Bu konuyu bültenin 27. sayısında detaylı işlemiştik.
3) OpenAI: ChatGPT Health Hamlesi
Bu hafta OpenAI cephesinde en kritik sinyal, ChatGPT’nin sağlık odağında konumlanmasıyla ilgili haber akışıydı. Buradaki mesele “sağlık içeriği” değil; kullanıcıların günlük karar anlarına (semptom, rutin, takip, farkındalık) daha yakın bir kullanım katmanı yaratmak. Bu tarz dikeyleşme, 2026’da AI şirketlerinin büyüme stratejisinde daha sık göreceğimiz bir desen.
4) NVIDIA: CES’te “GPU + Yazılım + Ekosistem” Paketinin Büyütülmesi
NVIDIA’nın CES iletişimi yine tek bir şeye çalıştı: Donanımı tek başına bırakmayıp “platform” olarak satmak. Bu hafta GeForce On / CES duyuruları; RTX tarafında üretken yapay zekâ iş akışlarının tüketici ürünlerine daha fazla sızacağına işaret etti.
5) Samsung: CES 2026 Çizgisi “AI Home” ve Cihazlar Arası Akış
Samsung tarafında anlatı, ayrı ayrı akıllı cihazlardan çok ev içi bir orkestrasyon (rutin, enerji, güvenlik, bakım) fikrine yaslandı. Bu, “tek cihaz pazarlaması” yerine “ekosistem pazarlaması” demek. Ekosistem pazarlamasının özü de ürün özellikleri değil, alışkanlık tasarımıdır.
6) Caterpillar + Nvidia: İnşaat makinelerine AI Assistant geliyor

Caterpillar ve Nvidia CES’te bir pilot program duyurdu: “Cat AI Assistant”. Bu sistem, Cat’in bir ekskavatöründe demonstre edildi. Ayrıca Nvidia’nın Omniverse simülasyon altyapısı ile inşaat planlama/uygulama süreçlerinin daha verimli yürütülmesi hedefleniyor.
7) Intel, El Konsolu Ekosistemine Giriyor

Intel, elde taşınabilir oyun cihazları için bir “platform” hazırladığını duyurdu. Sadece referans tasarım değil; bu sınıfa özel bir Intel çipi de planın içinde. Yani amaç “tek cihaz” çıkarmak değil, Lenovo/ASUS/MSI gibi üreticilere Intel tabanlı handheld standardı sunmak.
8) LG’nin Ev Robotu CLOiD Çamaşır “yıkıyor” Ama… Biraz Yavaş ve Soru İşaretli

Sepetten kıyafet alıp kurutucuya koyuyor, kruvasanı fırına yerleştiriyor… ama sahnede performans “fazla nazik ve yavaş”. Sunum aynı zamanda bolca “güzel kurgulanmış” video ile desteklenmiş.
Pazarlama Stratejisi: Satın Alma Kararı Sandığımızdan Çok Daha Önce Verilir
Pazarlamada en büyük yanılgılardan biri, satın alma kararının ürünle karşılaşıldığı anda verildiğini sanmak. Oysa insan zihni, “satın al” butonuna gelmeden çok önce kararını verir. O buton, çoğu zaman sadece daha önce verilmiş bir kararın teknik onayına dönüşür. Bu yüzden bazı markalar fiyatı pahalı olsa bile kolay satar, bazıları ise tüm rasyonel avantajlarına rağmen sürekli ikna etmeye çalışır. Çünkü asıl oyun, karar anında değil; kararın öncesinde oynanır.
Davranışsal ekonomi bu durumu yıllardır anlatıyor. Daniel Kahneman’ın Sistem 1 ve Sistem 2 ayrımı burada kritik. İnsanlar satın alma kararlarının büyük bölümünü hızlı, sezgisel ve otomatik çalışan Sistem 1 ile verir. Mantık, kıyas, hesaplama dediğimiz süreçler ise çoğu zaman karar verildikten sonra devreye girer. Yani insanlar önce hisseder, sonra gerekçelendirir. Pazarlama dünyasının büyük kısmı hâlâ bu sıralamayı tersinden okuyor.
Robert Cialdini’nin Pre-Suasion kavramı tam olarak bu noktaya odaklanır. İnsanları ikna etmekten önce, onları iknaya hazır hale getirmek. Bir markayla ilk temas, ürün görülmeden önce yaşanan deneyimler, dil, bağlam, ortam, hatta markanın sessiz kaldığı anlar bile zihinde bir yönlenme yaratır. Satın alma kararı çoğu zaman bu yönlenmenin doğal sonucu olarak ortaya çıkar. Ürün sadece son sahnedir.
Psikoloji bize şunu söyler: İnsanlar boş bir zihinle karar vermez. Her karar, mevcut ruh hali, geçmiş deneyimler, sosyal bağlam ve beklentilerle şekillenir. Buna priming denir. Maruz kaldığımız kelimeler, görseller, hikâyeler ve duygular, farkında olmadan zihnimizi belli bir yöne iter. Bir markayı görmeden önce onunla ilgili okuduğunuz bir yorum, duyduğunuz bir hikâye ya da yaşadığınız küçük bir deneyim, ürünle karşılaştığınızda vereceğiniz kararı ciddi şekilde etkiler.
Bu yüzden bazı markalar ilk bakışta güven verir. Henüz fiyatı görmeden, özellikleri incelemeden “buradan alabilirim” hissi oluşur. Bu his, mantıksız değil; zihnin hızlı karar alma mekanizmasının bir ürünüdür. Familiarity bias yani aşinalık yanlılığı burada devrededir. Tanıdık olan, bilinmeyene göre daha güvenli hissedilir. İnsan zihni, riski minimize etmek ister ve tanıdıklık bu riski azaltır. Bu yüzden markalar sadece bilinirlik değil, tanıdıklık inşa eder.
Satın alma kararının erkene çekilmesinde sosyal faktörler de çok güçlüdür. İnsanlar yalnız karar vermez. Çevresinin, ait olduğu grubun ve olmak istediği grubun sinyallerini sürekli okur. Bandwagon etkisi, yalnızca “herkes alıyor” durumu değildir; “benim gibi insanlar bunu tercih ediyor” hissidir. Bir markanın kimler tarafından tercih edildiği, ürünün kendisinden daha ikna edici olabilir. Bu yüzden sosyal kanıt, karar anında değil; karar öncesinde çalışır.
Sosyolojik açıdan baktığımızda satın alma, sadece bireysel bir seçim değil, kimlik ifadesidir. İnsanlar ne aldıklarıyla değil, neyi neden aldıklarıyla kendilerini tanımlar. Bu kimlik, markayla temasın çok erken aşamalarında devreye girer. Bir marka “benim gibi” hissi uyandırıyorsa, satın alma kararı büyük ölçüde verilmiştir. Geriye sadece uygun anı ve gerekçeyi bulmak kalır.
Davranış bilimi bu noktada mere exposure effect kavramını ortaya koyar. Bir şeye ne kadar çok maruz kalırsak, onu o kadar olumlu değerlendirme eğiliminde oluruz. Bu maruziyetin bilinçli olması gerekmez. Bir markayı sık sık görmek, duymak, denk gelmek, zihinde yumuşak bir aşinalık yaratır. Satın alma anında bu aşinalık “mantıklı tercih” gibi hissedilir. Oysa karar çoktan şekillenmiştir.
Bu yüzden bazı markalar reklama ihtiyaç duymadan satar. Çünkü karar anına değil, karar öncesine yatırım yaparlar. İçerik üretirler, hikâye anlatırlar, dil ve ton tutarlılığı sağlarlar, belirli bir duruş sergilerler. Bu çalışmalar doğrudan satış getirmiyor gibi görünür ama zihinde bir zemin hazırlar. Satış, bu zeminin üzerine kurulur.
Satın alma kararının erkene alınmasının bir diğer nedeni de bilişsel yükten kaçınma eğilimidir. İnsan zihni karmaşık kararları sevmez. Çok seçenek, çok bilgi, çok karşılaştırma karar yorgunluğu yaratır. Bu noktada zihin, işi kısaltacak kestirme yollar arar. “Bu marka güvenilir”, “Bu hep karşıma çıkıyor”, “Bunu benim çevrem de kullanıyor” gibi yargılar, karar sürecini hızlandırır. Aslında zihin, karar yükünü markaya devreder.
Bu yüzden güçlü markalar karar aldırmaz; karar kolaylaştırır. Tüketici “neden alayım?” sorusunu sormadan önce “zaten alabilirim” noktasına gelir. Mantık, bu hissi desteklemek için devreye girer. Fiyat, özellik, kampanya gibi unsurlar kararın sebebi değil, gerekçesi olur.
Pazarlamada sık yapılan hata, tüm enerjiyi bu son gerekçelendirme aşamasına harcamaktır. Daha iyi fiyat, daha çok özellik, daha agresif kampanya… Oysa karar çoktan verilmiştir ya da verilmemiştir. Eğer karar öncesi zemin oluşmamışsa, ne kadar rasyonel argüman sunarsanız sunun ikna zorlaşır. Eğer zemin oluşmuşsa, küçük bir tetikleyici yeterli olur.
Algısal fiyatlamada fiyatın zihinde yazıldığını konuşmuştuk. Burada ise kararın zihinde çok daha önce verildiğini görüyoruz. Marka algısı, güven, aşinalık, sosyal sinyal ve bağlam; hepsi satın alma butonundan önce çalışır. Bu yüzden “neden satmıyor” sorusu çoğu zaman yanlış yerde sorulur. Asıl soru şudur: Müşteri ürünü görmeden önce sizinle ilgili ne düşünüyor?
Sağlıklı pazarlama stratejileri bu yüzden funnel’ın üstünü ciddiye alır. Ama sadece görünür metriklerle değil, görünmez etkilerle. İnsanların sizi nerede, hangi bağlamda, hangi duyguyla gördüğü; ne kadar süre zihninde tuttuğu; sizi hangi kategoriye koyduğu… Bunlar satıştan çok önce oluşur. Satış, bu algıların doğal sonucudur.
Eğer markanızda satış kararları geç alınıyor, çok ikna gerektiriyor ya da sürekli fiyat konuşuluyorsa, sorun büyük ihtimalle karar anında değil; kararın öncesindedir. Zihin sizi henüz “doğru seçenek” olarak konumlandırmamıştır. Bu da daha fazla açıklama, daha fazla indirim ve daha fazla çaba gerektirir.
Bu noktada asıl kritik soru şudur: Müşteriniz henüz satın almaya gelmeden önce, zihninde sizinle ilgili hangi kararı veriyor? Güven mi, tereddüt mü, sıradanlık mı, farklılık mı? İşte bu karar, satış performansınızın gerçek belirleyicisidir.
Eğer bu kararların markanızda nerede, nasıl ve ne zaman oluştuğunu netleştirmek; satın alma öncesi algıyı bilinçli şekilde tasarlamak istiyorsanız, bunu genelden konuşmak yetmez. Markanıza özel veriler, temas noktaları ve müşteri davranışları üzerinden bakmak gerekir.
Bu konuyu markanız özelinde birebir değerlendirmek isterseniz, aşağıdaki formdan 1’e1 görüşme talebi bırakabilirsiniz. Satın alma anını değil, satın alma öncesini birlikte güçlendirelim.
1’e 1 strateji görüşme formunu doldur.
Bülteni daha da geliştirmemiz için önerileriniz ya da eklenmesini istediğiniz konular varsa bizimle paylaşmaktan çekinmeyin. Her hafta daha iyisini sunabilmek için sizin geri bildirimleriniz bizim için çok değerli. Bu bültenin size değer kattığını düşünüyorsanız, işine yarayacağını düşündüğünüz bir arkadaşınıza ileterek onun da bu bilgilerden faydalanmasını sağlayabilirsiniz. Birlikte büyüyelim, gelişelim. Okuduğunuz için teşekkür, haftaya yeni sayıda görüşmek üzere… Miran / Pazarlama Kodları Ekibi |
Reply